Bugun...
SON DAKİKA

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ YOKMUŞ… KÜLLİYEN YALAN!

Basın özgürlüğü üzerine bir değerlendirme.
facebook-paylas
 Tarih: 07-02-2020 15:13:37

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ YOKMUŞ… KÜLLİYEN YALAN!
Aa olur mu efendim ne demek basın özgürlüğü yok?! Basın özgür olmasa ben buradan gittikçe yıldızı parlayan ülkeler arasında olduğumuzu yazabilir miydim? Filhakika iyileşen hayat şartlarını, adalette örnek bir ülke haline geldiğimizi, toplum yaşantısında bireylerin karar verebilme ve yaşamını yönlendirme özgürlüğüne hiçbir şartta dokunulmadığını söze dökebilir miydim? Her şeyin yolunda gittiğini, refah seviyesinin fevkaladenin fevkinde olduğunu birilerinin söylemesi gerekti zira kimse yazamıyor bunu, cesareti yok.. Havalar da pek bir soğuk, güzelim ülkem bahara hasret..Tabi bir gönderme değil bu gerçek iklimden bahsediyorum efendim sonra yanlış anlaşılmasın. Hani baskı olduğundan değil.. Yazacak konu kalmadı inanın her şey tıkırında çünkü… İşsizlik hayli azaldı, insanların özel hayatına yapılan baskılar hissedilmiyor artık, otuzundan sonra evlenene kimsecikler atıfta bulunmuyor. Gençler çok mutlu ve gelecekten oldukça umutlu.. En az otuz bin borçla hayata başlıyorlar ama borç yiğidin kamçısıdır böyle düşünmek gerek. Sonra intihar olayları neredeyse hiç yok kendi şehrimde de hiç duymadım mesela..Havalar da güzel yani güllük gülistanlık bazen dalgalı ruh hali gibi.. Yanlış anlaşılmasın havalardan bahsediyorum insanların karamsarlığı gelmesin akla ruh hali derken.. Gençlerimiz için söylenecek çokça beyan-ı hal var aslında; yıllarca okuyorlar, okulu bitirince ibretlik bir söz çıkıveriyor karşılarına: Herkes atanacak diye bir şey yok! Mülakata giriyorlar faraza, yüz kişi alınacaksa yüzün içindeki ellinci kişi giremiyor puanı yettiği halde.. Açıktan yapılıyor artık haksızlıklar, riyakarlıklar, dönme dolaplar… Yani bir ülkede böyleymiş öyle diyorlar. Allah’tan bizde böyle şeyler yok. Düşünsenize gelecekleri ellerinden alındığı gibi yozlaştıklarından dem vurulup erken evlenmeleri, bir an evvel çoluk çocuğa karışmaları salık veriliyor, yaşam biçimlerine, ilişkilerine hatta kahkahalarına dahi karışılıyor. Toplum erdemleri ve ahlak denilince herkes kadınlar üzerinden ahkam kesmeye başlıyor. Pek sevgili mütedeyyinlerimiz hiçbir şiddet, tecavüz, cinayet, yolsuzluk, haksızlık konusunda ses etmezken kendi rızasıyla bir araya gelen taraflardan sadece kadını kiniyle süsleyerek itibarsızlaştırıyor. Gün geçmiyor ki biri çıkıp kadınlarla ilgili sinir uçlarına dokunan bir konuşma yapmasın. Filenin sultanları başarılar elde etmiş ancak öne çıkan ne yazık ki başarıları değil. Biri beliriyor hemen salvolarını döküyor gene, kadınların erkek huzuruna(!) nasıl çıkacağına kadar şekil belirleyip bilinçaltından kadını konumlandırdığı yer günyüzüne çıkıyor. Bizim ülkemiz her konuda öncülük edebilir şükürler olsun. Yoksa böyle başka ülkeler gibi sadece taciz tecavüzle, şiddetle, kadın cinayetleriyle anılıyor olurduk. Kültürel ve sosyal alanlarda esamemiz okunmuyor olurdu. Ben tiyatro sanatçısıyım mesela, yönetmenim… Sanat alanında o kadar muhteşem gelişmelere tanık oldum ki yazmak istedim ancak hatırlayamadım. Yoksa vardı yani kelimeleri kifayetsiz bırakacak kadar.Bir sanatçının gelişebilmesi adına şahane koşullarda yaşadığımız için sağlam kafayla her gün natürel olanın yapaylıkla negatif ilintisini sahne teknikleriyle nasıl uygulayacağımızı konuşuyoruz. Düşünsel imgelerin dile geldiği anda simgeye evrilmesini, her sanatçının müşahhas kuruntularıyla yol alıp özgünlüğe giden yolda ne çeşit eylem ve söylem geliştirdiğini ilgiyle gözlemliyoruz. Düşünsenize başka bir ülkede olsaydım seçtiğim,yazdığım oyunları kelime kelime kelime okuyup sakıncalı bulunabilecekleri değiştirmek zorunda kalırdım. Her ankim gelecek de acaba üst perdeden moralimi bozacak, üretkenliğimi değil de önüme atılan taşları nasıl temizleyeceğim diye kara kara düşünmeyle yoracaktım kendimi. Torpili olanın liyakatli sayıldığı ve torpilini hakikaten liyakat sananların, yetkin olmadığı alan bilgisiyle müdahale edemeyince şeklen kurallar uydurup üzerimde egosuna hakimiyet alanı açmaya çalışmasıyla çatışacaktım. Üretim sürecime mani bulunacak ve olunacak ancak buna karşı koymaya çalıştığım için ben göze batacaktım. Güçlü olanın haklı sayıldığı ve koşullar ne olursa olsun kendini güzelce sıyırdığı bir düzende var olmak için gecemi gündüzüme katacak belki yine mücadelede yetersiz kalacaktım. Zira dediğim gibi güçlü olan her zaman haklı olacaktı. Her telden ayrı bir şeyler çalınacak, her kapıdan başka sözler duyacak, tiyatro kelimesi geçer geçmez aman kadınsı olmayalımdan, kullandığım tahtadan kıyafetlerin kol boyuna kadar sıkılacaktım. Prova alanında, yani olması gereken yerde yüksek sesle çalıştığımız için uyarılacak, kendi sahnemizi kullanmak için izin almak zorunda kalacaktım. Kendimizi ifade etmemiz zorlaşacak etsek bile dinleyen, dinleyen olsa bile hak veren, hak veren olsa bile düzeltmeye yeltenen kimse olmayacaktı… Türlü zorlukların içinde özellikle sanatı hobiyle sınırlandıran, içini boş gören, anlamsızlaştıran bunca boşluk içinde tiyatro aşkını binbir emekle yeşertmek ne zor olurdu kimbilir.. Neyse ki ülke olarak sanatın insan ruhunu yücelteceği ve zariflik katacağı yönünde hemfikiriz ki bu sorunları yaşamıyoruz. Eğer yaşasaydık yazardım. Zira biz kanaat önderi olarak sanatın, birleştirici tarafının kanatlarında gölgelenen bir toplumuz. Hoşgörünün altın çağını yaşıyor olmanın mutluluğuyla dolup taşan bir ülkeyiz elhamdülillah.. Daha ne olsun!
  Bu haber 443 defa okunmuştur.

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER ANALİZ HABER Haberleri
  YAZARLARIMIZ
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
  HAVA DURUMU
  HABER ARŞİVİ
  PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
resmi ilanlar
GAZETEMİZ
  ANKET Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
  HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI